yazar adı gereklidir!

göster şifre gereklidir!

şifreni mi unuttun?

yazar alımları şu an için kapalıdır!

şifrenizi mi unuttunuz? Endişelenmeyin! Aşağıdaki bölgeden şifrenizi sıfırlayabilirsiniz!

e-posta gereklidir!

girişe dön

kapat
lacisozluk lacisozluk

fenerbahçeli olmak



Çocukluğa dair, Fenerbahçe formalı birisi ile denk geldiğinde içinin heyecanla dolması. İçinden gurur duyup, ''ben de Fenerliyim!'' diye düşünmek. Mahalle maçında üstünde sarı - lacivert çubuklu forma olan çocuğun gücü yettiğince mücadele ederek kendisine en sevdiği futbolcunun ismini takması. Fenerbahçe ismini duyduğunda, ''Biz Fenerbahçeliyiz be! İyi ki Fenerbahçeliyiz'' demektir. Anısı olan bir maça veya herhangi Fenerbahçe ile ilgili bir belgesel, klip denk geldiğinde gözlerinin dolmasıdır. Bir yerde veya televizyonda Fenerbahçe taraftarına denk geldiğinde gurur duyup, ben de sizdenim diye düşünmektir. Mahalle maçlarında bile o forma sırtında olduğunda sanki gerçekten Fenerbahçe'de oynuyormuş gibi hissederek son ana kadar mücadele etmektir. Herhangi bir yerde çalan Fenerbahçe bestesine, marşına tüm duygularınla eşlik etmektir. Fenerbahçe logolu ürün giydiğinde ise çevredekiler tarafından farklı gözle bakılmaktır. Bazen bir besteye ağlamaklı eşlik etmektir. İstenmeyen taraf olmaktır Fenerbahçeli olmak. O kadar gol kaçırdığına kızılan futbolcunun bir golüyle onunla beraber de ağlamaktır.
(bkz:ne güzel bir şey)
Sanırım en ilginç hikayelerinden birisi bana ait olanıdır. Babamızdan devraldık biz bu sevdayı veya halkın takımıydı fenerbahçe, rengine vuruldum, sevdiğim futbolcu vardı(*) vs. gibi hikayeler dışında benimkisi. Kadınlarla büyümüş bir çocuktum ben futbol diye birşey hayatımızda yoktu. Ne zaman ki sokakta oynama yaşı geldi futbol da hayatımıza girmiş oldu. italya'dan gelen bir komşu çocuğu vardı. Şerefsiz o yaşta bir futbol oynardı akıllara zarar. Üstünde de bir forma vardı, crespo der dururdu. O zaman ki akılla marifeti formada sandım ben de(*). Ömrünü yedim annenim ben crespo forması istiyorum ben crespo forması istiyorum diye. Garibim kadın nereden bulsun parma forması, sarı lacivert diye gidip alıyor fener forması geliyor.

Meğer o forma,
"İşgalci çizmesi altında bunalan bir kentin, halkına yırtık ayakkabılarıyla kupa kazandıran,
Gece cephane taşıyıp gündüz işgalciye sahayı dar eden kahramanların formasıymış. meğer o forma, Zeki Rızaların, Lefterlerin gönlüyle imza attığı formaymış.
Meğer o forma da , " Eylül devriminde tribünde tarih yazan 50 bin koca yürekli kadının emeği varmış, Bütün gün sattığı simidin parasıyla, kampanya günü mağazaya koşan çocuğun hakkı varmış, Triko formaların, karda kışta binlerce kilometreden Kadıköy’e koşanların, Dondurucu soğukta nöbet tutarken, gizlice radyodan haber bekleyen askerin, Bir Çarşamba öğle vakti okulu kıran öğrencinin emeği varmış
O formada çok gözyaşı varmış. Yükü de çok ağırmış". O zamanlar bilmiyordum tabii ki ama öğrendikçe çok sevdim o formayı, aldırırken de çok ağlamıştım giydikten sonra da çok ağladım ama 20 küsür yıl sonra gururla, inatla, mutlulukla diyorum ki iyiki fenerbahçeliyim. Teşekkürler hernan crespo. Teşekkürler burak abi(*).


Sonrasında babadan emanet olduğunu da öğrendim ama hernan crespo olmasa galatasaray'lı olurdum herhalde veya o zamanlar ankara da olsak belki de gecekondu üyesiydim şimdi.



Ekleme : alıntı kısmı taraftarımızın yazdığı hakkını ver adlı mektuptan.
gurur, aşk, coşku, neşe... ne kadar pozitif duygu varsa hissetmektir.
Fenerbahçeli olmak gerçek aşkın ne olduğunu bilmektir. renkdaşlarını kardeşin gibi ailen gibi görebilmektir. her daim güçlü hissettirir ve elbet bir gün belini doğrultacak eski haline geri dönecektir.

ne mutlu seni sevene.. yaşa fenerbahçe.