Turkiyenin en iyi üniversitesidir. Öğrencilerinin tamamen haklı olarak yaptığı gösteriler bazı kişiler tarafından bile isteye provoke edilmiştir. Boğaziçili öğrencilerin yaptığı eylemle alakası olmadığı halde lgbt bayrağı ile katılanlar mı dersiniz apo bayrağı açıp pkk marşları söyleyen mi dersiniz her türlüsü katıldı bu gösterilere. Çoğu da boğaziçi öğrencisi değil bu arada. Ben bu provakatörlerin birileri tarafından bilinçli bir şekilde oralara yönlendiriliğini düşünüyorum. Bu provakatörler sayesinde bir takım tv kanalları " konu üniversite değil" , " bunlar pkk' lı, amaçları farklı " , "kabeye saygısızlık yapıyorlar " gibi argümanlarla gerçek protestoyu saptırıyor ve kendi kitlelerini " bunlar islam düşmanı " diye konsolide ediyorlar. Aynısı gezi parkında da olmuştu, anayasal protesto hakkını kullanan insanların yaptığı bir eylemden pkk lı teröristlerin eylemine dönüşmüştü. Ne var ne yok yıkıp yağmalamıştı o teröristler. E tabi bu durumda en çok malum kişinin işine geldi, bu sayede 10 senedir gezi üstünden siyaset yapabiliyor. Boğaziçi üniversitesi'nde de aynı şey oluyor şu an.
Üzerinden yine "büyük resmin" görülmeye çalışıldığı, bütün oyunların tek tek tespit edildiği, her şeyin o kutsal ortayolculukla çözümlendigi, benim de henüz birkaç ay önce lisans diplomasini aldığım güzel üniversitem.

Toplumun -daha doğrusu toplumun otekilestirilen, acı çeken gruplarının- bunalimindan ileri gelen patlamanın yansıması olan protesto, yapisi gereği steril ya da tek tip bir ortam değildir, kavramsal olarak böyle bir ortam protestolarda var olamaz. Nasıl ki her toplumsal olgu, farklı insan grupları için farklı anlamlar taşıyorsa; protestolar da ayni hegemonya tarafından canı yakılmış farklı farklı grupların ortak paydada bulusabildigi, belirli yere kadar ortak politika güdebildigi hareketli ortamlardır. Yani basitçe, herkesin mevzusu başkadır. Ve bir imkan varsa, herkes meramını belli eder.

Daha radikal grupların bir protesto ortamında bulunması herhangi bir provokasyon anlamına gelmemektedir. Nasıl ki öğrencilerin(*) arzusu demokratik yapının korunmasiysa, lgbti çatısı altındaki değerli insanların kaygısı da işbu ortamın atanmış bir rektörün operasyon çekmesiyle tarumar edilmesi, zaten ülkede hayatlarının tehlikede olmadığı sayılı ortamlardan biri olan üniversitenin artık onlar için tehlikeli bir ortam haline getirilmesidir. Bu sebeple de eylemlerde on saflarda pek çok lgbti gördük. Bu cesur insanlar, terörist ya da provokatör değil. Ama çok yoğun şekilde Canavarlastiriliyorlar.

Öte yandan, tekrar altini cizeyim: daha radikal grupların katılımı, Boğaziçi için herhangi bir leke teşkil edemez. Çünkü bu gruplar birbirine bağlı, tek merkezden yönetilen yapılar degildir. Herkesin ajandası, gayesi farklıdır. Bu organizasyonlar kendi dertlerine dair bugünün konjonktüründe ses çıkarma ortamı görürse, bu fırsatı sezer ve gidip orda ses çıkartır. Bu kimseyi provoke etmek değildir. Protesto, çok temel anayasal bir haktır. Boğaziçinin anayasal protestosunu terörle mücadele kisvesine iteklemeye çalışmak, doğru bir strateji değildir. Radikal gruplar kendi öfkelerini yasalar çerçevesinde dile getirebilir. Türkiye Cumhuriyeti anayasasının dışına cikilirsa bu suçtur. Ama anayasal hakları ve protesto kapsamının daraltilmaya çalışılması da meşru olmaktan uzaktır.

Resim mevzusu. benim de bir çizimimi gönderdiğim o sergi, 150 kadar sanatçıdan toplam 400 eser sergiledi. Eserlerin hiçbirine sansür uygulanmadı. Çünkü hepsinin açıklaması eserlerin altına ilistirilmisti. Fikir özgürlüğünün gelenek olduğu bogazicinde kimse onlara anonim gönderilen bir esere sansür uygulamaz. Bu eserin cezasi, sergiyi düzenleyen 20 yaşındaki çocukların TCK 216-1'den yargilanmasi olmalıdır diye düşünüyorsanız, korkarım gücün yikiciligini gariban talebeler üzerinde denemeye bu kadar meraklı olmanın koskoca bir jenerasyonu ne kadar olumsuz etkileyeceğini göz önünde bulundurmuyorsunuz.

Devletin sopası değerlidir, ama ülkenin parlak çocuklarına karşı bu kadar kolay kalkmamalidir. Zira Boğaziçi bu toprağın evlatlarının insan haklarını, eşitliği kılavuz edinip bilim ürettiği pirüpak bir değerdir.
Mezun bir ODTÜ'lü olarak direnişlerini selam gönderdiğim okul.

Bir protestoya sadece tek bir düşünce özelinde yaklaşılması mümkün değildir. Herkesin kendince protesto edebileceği bir olgu mevcuttur. Nitekim bu bir grev hakkı değildir, ya da işten çıkartma değildir. Yani tek bir tepki etrafında toplanılmamıştır.

Burada ana gündem atanmış rektör olduğu kadar kaybedilecek özgürlüklerin mücadelesidir. Bu sebeple orada LGBTT bireylerin olması, ateist ya da aşırı dindar insanların olmadı, sosyalist ya da milliyetçi olmaları olayı değiştirmez. Modern bir ülkede bu insanların düşünceleri değerlendirmeye alınır, zaten rektör tayin etmek hiç olmaz da en azından bir tepkide neden diye sorulur. bilimin merkezine memur atamak zaten bilime bakış açısını gösterir.

Siyasi gerekçelere bu sözlükte daha fazla girmek istemiyorum ama bir tarafta Boğaziçi öğrencilerine tepki göstermek serbest bir hakken, okulundaki bir karara tepki göstermek yasaksa bunu tırmandırmak isteyenler bilinçli olarak uğraş veriyor demektir.
beni çok üzen bir tweet atmış üniversite. daha da üzücü olanı, altına gelen yorumlar.

twitter


malum rektör atamasından sonra pek şaşırmadım bu tweet'e. yazık bu ülkedeki demokrası kavramına. yazık bu ülkedeki insanların emeklerine...

fb filan tartışıyoruz da harbi boş hepsi. ülkenin çok daha büyük problemleri var aslında. ne olacak hâlimiz bilmiyorum. hayırlısı... :/
Geçmişte birçok kez milli değerlerden uzak olmakla suçlanan üniversite .

Yeni rektörle birlikte hedeflenilen yerli ve millilik seviyesine ulaşmış gözüküyor .

Tabi bu açıklamalar boğaziçi üniversitesiyle sınırlı değil . Neredeyse tüm üniversiteler tweet atma yarışına girmiş gibi peş peşe paylaşımlar
yapıyor .