yazar adı gereklidir!

göster şifre gereklidir!

şifreni mi unuttun?

yazar alımları şu an için kapalıdır!

şifrenizi mi unuttunuz? Endişelenmeyin! Aşağıdaki bölgeden şifrenizi sıfırlayabilirsiniz!

e-posta gereklidir!

girişe dön

kapat
lacisozluk lacisozluk

süper lig 2005-2006 sezonu



(bkz:şampiyonluk sizin kupa bizim)
(bkz:papermoon zirvesi)
(bkz:7 mayıs 2006 beşiktaş galatasaray maçı)
(bkz:14 mayıs 2006 denizlispor fenerbahçe maçı)
Son hafta şampiyonluğu verdiğimiz maç.

(bkz:14 mayıs 2006 denizlispor fenerbahçe maçı)
Son 2 hafta içinde şampiyonluğumuzun çalındığı sezon. O sezon şampiyonluğumuzu geçen sene Son 2 hafta da rize de şampiyon olanlar çalmıştır.
tempolu ve ortalama beceride iki beke sahip olunsaydı bugün bambaşka şeyler konuşacağımız bir sezon olacaktı.
hala denizli maçı aklıma geldikçe hüzün çöker üzerime. maçı izlediğim kahvehanede kavga çıkmıştı normal sürenin son dakikalarında,mekanı terkettim korkudan 10 yaşındaydım.

sonra 16 dakika uzatma verildiğini öğrendim o kargaşada ve geri döndüm izlemeye. kavga umrumda olmadan.

o denli istiyordum o maçı kazanmamızı. bir çocuğun mutluluğunuzu çaldılar,haram olsun.
her fenerbahçelinin içinde kalan en büyük yara. ne bir sezon önceki 5-1'lik kupa finali mağlubiyeti ne de 2010 trabzon maçı ne de 2012 galatasaray maçı.. her şeyin dönüm noktası olan işte tam da bu sezonun 34. haftası...

kocaeli'de, değirmendere'de izlemiştim maçı.. "kesin şampiyonuz" sözleriyle yerimizi almıştık mavi köşe'de babamla. o zamanlar lisedeyim tabi, maçtan önce fenerli arkadaşlarla totemler yapılmış, yarın galatasaraylı arkadaşlarla nasıl dalga geçeceğimizin planlarını yapıyorduk. babam rakısından içtikçe şampiyonluk için de heyecan o derecede artıyordu. dakikalar geçiyor ancak beklenen gol bir türlü gelmiyordu. gelmediği gibi fenerbahçe ortaya etkili bir oyun da koyamıyordu.

o sırada birahane'nin öbür yanında galatasaraylılar sevindikçe seviniyor, goller üst üste geliyordu. artık sandalyelerinin yönlerini bizim maça, denizli'ye çevirmişlerdi bile. dakikalar geçiyor, taraftar artık iyice korkuya başlıyordu. ben inanıyordum. alex çıkar atardı. anelka girer sağdan bir tane çıkarırdı geriye doğru.. alex var nasıl olsa... yapıştırırdı kalecinin üstünden 90'a...

derken 89. dakikada malum gol. daha önce şampiyonluk nasıl kaybedilir bilmediğimizden verdiğimiz tepki, içkilerin masalara dökülmesine neden olmuştu. o ıslak masalara kolumuzu dayamış, umut ediyorduk... ama olmuyordu. beraberlik golüyle umutlansak da appiah'ın şutu yandan dışarıya gitmesiyle bambaşka bir geceye ilerlediğimizin farkındaydık. galatasaraylılar sevinç çığlıklarıyla, kornalarla sahilde tur atmaya başlamışlardı bile. ben ise duvarları tekmeliyordum, ağlıyordum. fenerbahçeliydim, o yıla kadar gördüğüm şampiyonluk sadece 4 ^tü ama fenerbahçe'ydi yani bu takım. adı, namı, şanı kocaman fenerbahçe... kaybetmeyi bilmezdi.. veremezdi şampiyonluğu. o andan sonra hatırladığım tek şey babamla eve döndüğümüzde rıdvan dilmen'in kıpkırmızı suratı ve kendimi odama kapatmamdı. ertesi sabaha kadar hiçbir şey görmedim, duymadım.

hülasa, saat geç oldu, yarın evden de olsa mesai var. bu sezon hem fenerbahçe'nin hem de türk futbol tarihinin bir dönüm noktası oldu. hiçbir şey artık eskisi gibi olmayacaktı aslında. ama biz bunu bilmiyorduk bile. fenerbahçe daha çok kazanır, daha çok kaybeder.. yeter ki içimizde bu şampiyonluk umudunu yaşatsın. bu umudu, bu heyecanı yaşamayalı çok uzun zaman oldu. elbet eski günler geri gelecek. elbet bu asırlık çınar silkelenecek. bu kulüp, bir günde efsane olmadı, 2-3 yılda da bitmeyecek, eskimeyecek. fenerbahçe bitmez...