açılımı Court of Arbitration for Sport olan spor tahkim mahkemesidir. kısaca cas.
spor faaliyetlerindeki en yüksek merci burası. türk kulüpleri olarak sıklıkla gidip gelmişliğimiz var bu mahkemeye. söz konusu spor dalının en yüksek merci bir ceza verdiği takdirde, ceza alan sporcu ya da kulüp cas'a karşı dava açıp temyize gidebiliyor bildiğiniz üzere. genellikle verilen kararları bozmadığıyla bilinir.
bizim de 3 temmuz sürecinde şampiyonlar ligi'ne gönderilmememiz sebebiyle cas'a gitmiştik, fakat siyasi baskılar sonucu namusumuz dediğimiz davadan vazgeçmiştik.

şimdi de trabzonspor uefa'dan ffp yüzünden 1 yıl men cezası aldığı için cas'a dava açmaya hazırlanıyormuş. işte insan kınamadığını yaşamadan ölmezmiş derler.
2010-2011 sezonu için yeniden dava açıp açamayacağımızı merak ettiğim kurum. eğer hala böyle bir şans varsa sonuna kadar gitmeliyiz.
--- alıntı ---

146. CAS 2010 / A / 2172 maddesinde kararlaştırıldığı üzere UEFA, şikede yerel mahkemenin kararlarına güvenmekle yükümlüdür. Spor bağlamında, spor yönetim kurulu bu tür kararlara güvenebilmeli çünkü bu CAS'ın CAS 2009/A/1920 maddesinde ele alındığı gibi, aynı kaynaklara ve üstlenilen soruşturmalara sahip değildir.
--- alıntı ---

şikeyi türkiye'den gönderilen sahte delillere tescil etmiş kurum. aha yukarıda da beşiktaş'ın şikeden aldığı cezanın gerekçeli kararının bir maddesi. yani cas gelip de türkiye'de araştırma yapmıyor. uefa da keza öyle.

trabzonspor ve galatasaray taraftarı sanıyor ki bu kurum, şikeyi türkiye'deki araştırmalar sonucunda tescil etti ve kupanın trabzon'a verilmemesinin sebebiyse ülke içine karışmamaları. tamamen facia bir tutum. eğer cas, 2010-11 şampiyonunun trabzonspor olduğunu kabul ediyorsa bu kupayı zaten trabzonspor'a vermekle yükümlüdür. eğer ülke içinde kupa trabzonspor'a hak etmesine rağmen verilmiyorsa cas, muhtelen tff'yi cezalandırır fakat tabii ki bu yazdığım şeylerin hiçbirisi gerçek değil çünkü 2010-11 şampiyonu trabzonspor değil. ne tff, ne türk mahkemeleri zaten böyle bir şeyi göze alamaz.

avrupa mahkemeleri, şikeyi sahte delillerle tescil etmiştir. bu delillerin sahte olması da uefa ve cas'ı bağlamaz. dolayısıyla "cas onaylı şike" tabiri tam anlamıyla bir komedidir. cas'ın şikeyi sahte delillerle onaylaması, şikenin var olduğu anlamına gelmiyor.

aziz yıldırım içerideyken o müthiş (!) çalışan adalet, nedense aziz yıldırım ve fenerbahçe'nin şike davasından beraati sonrasında "berbat" hâle gelmiş. ülke insanın neden ikiyüzlü olduğunu da buradan anlayabilirsiniz.

fenerbahçe, şike konusunda adaleti sağlamakla yükümlü türk mahkemelerinde şike davasından aklanmıştır. kumpas davasından da yakında aklanacaktır. böylelikle bu olayın bir terör örgütü tarafından kurulmuş bir kumpas olduğu ve fenerbahçe'nin şike yapmadığı da türk mahkemelerince tescillenmiş olacak, bu dava da kapanacaktır.

zamanında cas davasını tff ile kötü olmamak için çekmeseydik muhtemelen bunlar bugün konuşulmuyor olacaktı. belki fenerbahçe'ye ülke içinde yine zarar gelecekti fakat en azından herkes hak ettiğini almış olacak ve 2011 mevzusu bir daha açılmamak üzere sonsuza dek kapanacaktı. şimdi gel de uğraş bunlarla. pff.
Benim çok merak ettiğim bir şey var bilen varsa bana lütfen özelden mesaj atsın rica ediyorum. Arkadaşlar biz 2011 yılında 3 temmuz yapıldıktan 1 ay sonra şampiyonlar ligi gruplarından men edildik. Fenerbahçe'de bunun için uefaya 45 milyon euroluk tazminat davası açtı cas'a. Peki ne oldu da o dönem bu cas davası geri çekildi o gün yönetimde bulunanlar neden çektiler cas davasını ?

Bilen varsa lütfen yazabilir mi özelden.
(bkz: #91771) numaralı entry'e cevaben, olimpiyat adaylığında Japonya ile finale kalmıştık ve bizim cas'ta dosyamız varken, bu olumsuz bir durum yaratabilir düşüncesi ile siyasiler bizden bu davayı geri çekmemizi " rica etti. "

Tam olarak bu açıklanmadı ama ulusal çıkarlar denildi.