Atletizm, bir pist veya alanda yapılan, dünyanın en eski sporlarından biri.

Bu oyunlarda atletler koşu, yürüyüş, atlama ve atma yeteneklerini gösterirler. Bu tür etkinlikler, çağlar boyunca tüm dünyada yaygın ilgi görmüştür.

Bilinen ilk koşu yarışı MÖ 3800'lü yıllarda Mısır'da düzenlenmiştir.
önem verdiğimiz alt spor dallarımızdan biri, her sene sporcularımızın başarılarını mutlaka duyarız.
Atletizm, Olimpiyat Oyunları'nın gözbebeği ve en temel spor branşıdır.

Fenerbahçe yarıştığı her spor dalında olduğu gibi bu branşın da lokomotifidir. Türkiye'nin atletizm tarihindeki en başarılı takımı konumundadır. Bu sporda ülkemizin kazandığı üç Olimpiyat madalyasını da Fenerbahçe'nin erkek şubesi kazandırmıştır.

1948 Londra - Ruhi Sarıalp (3 adım atlama, bronz)
2004 Atina - Eşref Apak (Çekiç atma, gümüş)
2016 Rio - Yasmani Copello Escobar (400 metre engelli, bronz)
Eskiden 1500 m, 3000 m gibi branşlarda mücadele ederdik.

Özellikle 100-200-400 m gibi tempolu branşlarda başarının jamaika-abd ekseninde olmasından, yine 5000-10000 m gibi orta-uzun mesafelerde dayanıklılık sebebiyle Afrika kökenli sporcuların başarılı olduğu bir dönem varken 1500 -3000-5000 m engelli bizim için rekabet edilebilecek bir alandı, bilhassa 1500 m.

Fakat atletizm takımımızın, bütün koşu etaplarında döküldüğünü gördük Tokyo 2020'de. Bunun sebepleri araştırılmalı.

Atlamalarda bir ilerleme ise göze çarpıyor. Ayrıca ilke özyüksel ile yakalanan pentatlon başarısı tarifsiz.

En çok madalya dağıtılan branşlardan olan atletizm daha çok gelişmeye muhtaç orası ayrı madalya her şey değil elbette orası da ayrı. Fakat koşularda bu kadar gerilemenin sebebi nedir, bulunmalı.