****alkislarlayasiyorum - cmvcn *****

15 Eylül 1998'de UEFA Kupası Ön Eleme ikinci turunda İsveç'in Göteborg takımını devre dışı bırakan Fenerbahçe, kur'a cenabetliği yaşayarak dönemin Lazio'yla birlikte büyük işler yapan İtalyan devi Parma ile karşılaşıyor. Teknik direktör Joachim Löw. Anlatan Kerem Öncel. Meşhur ''Oldu Olduuu'' diye çığıran da Faik Çetiner, hey yavrum heyy, Okocha'yı yeni göndermiştik, bu jenerasyonumuzun gördüğü Fenerbahçe'nin belki de göze en çok hoş geldiği futbolunu oynadığı 2-3 yıl. Mal gibi farkı açmamıştık 1-0 a razı olmuştuk. Deplasmanda da 3 yiyip g*tümüzü sallamıştık. Parma da Fener'i geçip şampiyon olmuştu. O dönem her maçımız ilk başta konfetiler yüzünden bi 10 dk geç başlardı ne yazık ki, maç içinde gelenleri saymıyorum, burda da görüldüğü üzere.
Kadrolara gel;
Fenerbahce (3-5-2): Rüştü, Saffet Akbaş, Okechukwu Uche, Mustafa Doğan, Tayfun Korkut, Mosheou, Murat Yakin, Metin Diyadin, Erol Bulut, Moldovan, Balic. (Sahin, Högh, Kemalettin Şentürk, Taner, Serkan, Elvir Bolic, Sergio).T.D: Joachim Löw

****alkislarlayasiyorum - cmvcn *****


https://alkislarlayasiyorum.com/icerik/148073/1998-uefa-kupasi-fenerbahce-1-0-parma-oldu-olduu
efsane parma'nın efsane kadrosunun olduğu döneme denk gelen maç.
crespo'lu, buffon'lu,, thuram'lı, cannavaro'lu, sensini'li, veron'lu, asprilla'lı bir parma'dan bahsediyoruz. o takım aynı sene hem uefa kupasını hem de italya lig şampiyonluğunu kazandı. 92-93 sezonunda kupa galipleri kupası ve süper kupa şampiyonluğu, 94-95 sezonunda gene uefa kupası şampiyonluğu kazanmış 90'ların en başarılı avrupa takımlarından teki.
zaten parma takımına belki de renklerinden ötürü hep kendimize yakın hissetmişimdir o zamanlar.

bu maçı moldovan'ın attığı golle 1-0 kazandık, deplasmanda ise 3-1 kaybettik, bolic'in de bir topu direkten döndü. biraz da şans lazım. bizde yıllardır olmayan şeydir bu şans meselesi.
sadece aklıma gelir acaba o sezon başında okocha gitmemiş olsaydı bu maçın seyri nasıl değişirdi. turlar mıydık ? löw takımda kalır mıyd ? şampiyon olur muyduk. gibi gibi düşünceler.
Babamın rahmetli dayısı kızıltoprakda yaşardı. Kendisi fanatik bir fenerbahçeliydi. O zamanlar renkli fotoğraf çekebilen almanyadan ona gelen bir fotoğraf makinesi vardı. Fotoğrafçılık en büyük hobisiydi. O maçın oynandığı gün maça bilet bulamadığından gidememişti. Evlerinin balkonu fenerbahçe stadını direk görüyordu. O maç oynanırken fenerbahçe stadını 200 metre öteden ev balkonundan çekmişti( düşünün ne kadar iyi bir açıdani çektiğini) çektiği kare fenerbahçe stadı alev alev yanarken gökyüzünün kırmızıya boyanış anıydı. Bilenler bilir o zamanki maraton tribünün orta kısmi kapalı yan tarafları açıktı. Yan taraftan yanan meşalelerle stad uzaktan alev içinde görünüyordu. Tabi bu kadar anlattım ama fotoğraf şuan yok, rahmetli fotoğraf makinesi kaybetti. Parkta yururken bankta unutuyor ve bir daha geldiğinde bulamıyor. İki sene öncede rahmetli oldu zaten. Şimdi o fotoğraf paylaşılsa her yerde resmi olur bir çok kişi arka plan olarak kullanırdı. Bu maçla ilgili en büyük hikayem budur.