kısa ömrümüzdeki uzak ara en gerçek şey.

o kadar gerçek ve acımasız ki misal sözlüklerde alakasız bir başlık çok fazla entrylenince 'öldü sandım' şakası yapılır.
bugün kimse hiç bir yerde ahmet çalık'a bu espriyi yapamadı.

her ölüm erkendir pek tabi ki ancak trafik kazaları ya da aniden gelenler daha da erken oldu hissiyatı vermekte. her şeyiniz var, paranız, kariyeriniz ya da aileniz ancak hiç birinin varlığı onun varlığından güçlü değil. 1 dakika önce her şey normalken 1 dakika sonra tuz buzsunuz.

sanki biz insanlar olarak hayatı fazla ciddiye alıyoruz, kendimizi gereksiz fazla önemsiyoruz. neticesinde er ya da geç, inan-inanma, sev-sevme, kabul et ya da etme zamanı geldiğinde cahit sıtkı'nın dediği gibi kimsenin gözünün yaşına bakmadan o da gelecek 35'in ve nicelerinin geldiği ya da gelmesine gerek bile kalmadığı gibi.

imkansız bir dilek ancak umarım bu zımbırtı geldiğinde her birimiz 'güzeldi be' diyebilecek bir durumda olur belki bu hayatta belki de başka bir hayatta...
14 milyar yaşında olan evrende, 63 milyon galaksi arasından 50 milyar gezegeni bulunan samanyolunda, dünya'da yaşamış ve yaşayacak milyarlarca insan arasında varlığımızın ne gibi bir önemi olabilir ki? Kendi ölümüm beni hiç korkutmuyor.
hayatın bir parçası.

ancak evlat, kardeş acısı, yetim-öksüz kalma gibi versiyonları da olduğu için pek basit bir şey değil yine de.